background
Hastane & Klinikler
Hastane & Klinikler

Hastane ve kliniklerde MRSA, VRE ve Clostridium difficile gibi dirençli mikroorganizmalar standart temizlik protokollerine karşı dayanıklılık gösterir. Ameliyathane, yoğun bakım ve izolasyon odalarındaki terminal dezenfeksiyon süreçleri kritik bir güvenlik katmanı oluşturur.

Ozon bu ortamlarda üst düzey etkinlik gösterir: AOAC 961.02 ve AOAC 960.09 protokolleri kapsamında gerçekleştirilen bağımsız testlerde E. coli'da %99,999, Listeria monocytogenes'de %99,99, Pseudomonas aeruginosa'da %99,99 ve Aspergillus flavus'ta %99,99 azalma elde edilmiştir (Food Safety Magazine, AOAC protokolü). HVAC hatlarında ve soğutma kulelerinde düşük dozlu sürekli ozon uygulaması biyofilm oluşumunu engeller ve Legionella bulaşma riskini minimize eder. İşlem sonrasında oksijene dönüşen ozon, steril alanlarda kimyasal kalıntı riski taşımaz. Hastane kökenli enfeksiyonlar (HKE), Türkiye'de ve dünya genelinde hastane başvurularının yaklaşık %5–10'unu etkiler; ozon bazlı terminal dezenfeksiyon bu oranların düşürülmesinde kanıtlanmış bir araçtır.

Hastane Atık Suyu: Hastane atık suları, kentsel atık suya kıyasla çok daha yüksek konsantrasyonda antibiyotik kalıntısı, sitostatik ilaç etken maddesi, hormon ve antimikrobiyal dirençli bakteri (AMR) içerir. Konvansiyonel biyolojik arıtma bu bileşiklerin büyük bölümünü gideremez; ozon bazlı ileri oksidasyon (AOP) prosesleri bu noktada kritik bir role sahiptir. Diklofenak, ciprofloksasin ve 17β-estradiol gibi direngen farmasötik bileşikler, ozon+H₂O₂ kombinasyonuyla %90'ın üzerinde giderim oranlarına ulaşılmaktadır. Antimikrobiyal dirençli gen (ARG) ve dirençli bakteri aktarımının önlenmesi açısından da ozonlama, hastane atık suyunda biyolojik arıtmaya zorunlu bir tamamlayıcı katman sunmaktadır.